HİCRET
Allah'ın selamı hidayete tabi olanlara olsun

Hoş geldiniz lütfen üye olunuz.

Allah (c.c) size bu dünyada ve ahirette af ve afiyet versin amin.

40 Hadisle Namaz

Aşağa gitmek

40 Hadisle Namaz

Mesaj  dareyn Bir Paz Eyl. 26, 2010 10:21 am

1)"Beş vakit namazı Allah tealâ kullar üzerine farz kılmıştır. Bunları yerine geti­rip hiç birini kaçırmayan, bu namazların hakkını hafife almayan kimseyi Allah tealâ cennete koymaya söz vermiştir. Fakat bu namazları yerine getirmeyenler hakkında böyle bir sözü yoktur. Dilerse azap eder, dilerse bağışlar." (Ebû Dâvûd, Vitr, 2; Nesâî, Salât, 6; Dârimî, Salât, 208; Mâlik, Muvatta', Salâtül-Leyl, 14).

2)“İki serinlik vaktinde kılınan namazlardan; sabah ve ikindiyi kılan kimse, cennete girer.” (Buhârî, Mevakit 26, Müslim, Mesâcid 215)

3)“Biriniz kapısı önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde yıkansa, kirden bir şey kalır mı?Ne dersiniz?” Ashâb, “Hiçbir şey kalmaz,” dediler.Bunun üzerine Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) : “Beş vakit namaz, işte bunun gibidir.Allâh, beş vakit namazla kişinin günâhlarını silip yok eder.” dedi. (Buhârî, Mevakit 6, Müslim, Mesâcid 283)

4)''Cemaâtle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha fazîletlidir.” (Buhârî, Ezân 30, Müslim, Mesâcid 249)

5)“Bir köy veyâ ıssız bir yerde üç kişi bulunur da namazı aralarında cemaâtle kılmazlarsa, şeytân onlar üzerinde hakimiyeti ele alır.O hâlde, cemaâtle namaz kılmaya devam edin.Çünkü kurt, sürüden ayrılan koyunu yer.” (Ebû Dâvûd, Salât 46)

6)''Erkeklerin en çok sevâb kazanacakları saf, ilk saf; en az sevâb kazanacakları saf ise, son saftır.Kadınların saflarının en hayırlısı son saf, en az sevâbı olan ise ön saftır.” (Müslim, Salât 130)

7)"Gerçekten kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terketmek vardır."(Müslim, Îmân 134. Ebû Dâvûd, Sünnet 15; Tirmizî, Îmân 9; İbni Mâce, İkâmet 17)

8)"Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın" (Buhârî, Vudû' 3; Müslim, Tahâret 35)

9)"İnsanlar ezan okumanın ve namazda birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra bunları yapabilmek için kur'a çekmek zorunda kalsalardı kur'a çekerlerdi. Şayet camide cemaate erken yetişmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi. Eğer yatsı namazı ile sabah namazındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek ve sürünerek de olsa bu iki namaza gelirlerdi."
(Buhârî, Ezân 9, 32, Şehâdât 30; Müslim, Salât 129. Tirmizî, Mevâkît 52; Nesâî, Mevâkît 22, Ezân 31)

10)"Bir müslüman, farz namazın vakti geldiğinde güzelce abdest alır, huşû içinde ve rükûunu da tam yaparak namazını kılarsa, büyük günah işlemedikçe, bu namaz önceki günahlarına keffâret olur. Bu her zaman böyledir." (Müslim, Tahâret 7)

11)"Safları düz tutunuz. İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur. Aklı başında ve bilgili olanlarınız benim arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar." (Müslim Salât 122. Ebû Dâvûd, Salât 95; Tirmizî, Salât 54; Nesâî, İmâmet 23, 25,26; İbni Mâce, İkâmet 45)

12)''Müslüman bir kimse, farzların dışında nâfile olarak her gün Allah rızası için on iki rek`at namaz kılarsa, Allah Teâlâ ona cennette bir köşk yapar" veya "Ona cennette bir köşk yapılır." (Müslim, Müsâfirîn 103. Ebû Dâvûd, Tatavvu 1; Tirmizî, Salât 189; Nesâî, Kıyâmü'l-leyl 66, 67)

13)''Çocuk yedi yaşına erdiğinde namazı emredin. On yaşına geldiğinde (namaz kılmazsa) dövün’'(Ebu Davud (494) Tirmizi (407) Darimi (1/273) İbni Ebi Şeybe (1/381) İbni Huzeyme (1002) Darekutni (1/230) Ahmed (3/01))

14)"Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği şey namazdır. Eğer bu namazı tam olarak yerine getirmişse ne güzel. Aksi halde şöyle denilir: Bakın bakalım, bunun nafile namazı var mıdır?" Eğer nafile namazları varsa, farzların eksiği bu nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer farzlar için de aynı şeyler yapılır" (Tirmizî, Salât, 188; Ebû Dâvûd, Salât, 145; Nesaî, Salât, 9, Tahrîm, 2; Ibn Mâce, Ikame, 202)

15)"Bana (dünyadan/dünyanızdan) kadın ve güzel koku sevdirildi. Gözümün aydınlığı ise namazdadır." (el-Müsned, III, 128, 199, 285; en-Nesâî, "İşretu'n-Nisâ", 1; el-Hâkim, el-Müstedrek, I, 174; et-Taberânî, el-Mu'cemu'l-Evsat, VI, 54…)

16)''Her kim bir namazı unutur yahut uyur kalırsa,o namazın kefareti hatırlağında(ve uyandığında) onu kılmasıdır''(Müslim 684/315-316;Buhari 597 ter:648;Ebu Avane 1/385;Ebu Davud 442;Nesei 614;Tirmizi 178;Darimi1/280;İbn Mace 696;İbn Huzeyme 991;İbn Hibban 1556;Beyhaki 2/218;Begavi 393;Ahmed 3/100)

17)''Bizi orta(ikindi)namazını kılmaktan alıkoydular.Allah'ta onların kabirlarine(veya evlerine ve karınlarına)ateş doldursun''(Müslim 627/203;Ebu Avane 1/355;Nesei 472;Tirmizi 2984;Ahmed 137)

18)''Namazlarınızın bir kısmını evlerinizde kılınız. Evlerinizi Allah'ın zikrinden mahrum etmek suretiyle kabirlere çevirmeyiniz.''(Buhari, Salat 280)

19)''Namaza durduğun zaman tekbir al. Sonra Kur'an'dan kolayına geldiği kadar âyet oku. Ardından rükûa var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar öylece dur. Sonra başını kaldır, ayakta iyice doğruluncaya kadar dur. Ardından secdeye var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar secdede öylece kal. Sonra başını kaldır, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar otur. Namazın bütün rekâtlarında bunu böyle yap.''
(Müslim, Salât 45)

20)''Dünyaya veda eden kimsenin namaz kıldığı gibi namaz kıl.Her ne kadar sen onu görmüyorsanda O seni görüyor...''(Albani 3776-S.Cami)

21)''Ben nasıl namaz kılıyorsam siz de öylece kılınız” (Buhari, Ezan, 18; Edeb, 27)

22)Huzeyfe(r.a) dan rivayet edilmiştir:''Resulullah (sav)'ı herhangi bir şey üzecek olursa namaz kılardı.''(Ebu Davud, Salat 312, (1319); Nesai, Mevakit 46, (1, 289))

23) "Rabbin, koyun güden bir çobanın, bir dağın zirvesine çıkıp namaz için ezan okuyup sonra da namaz kılmasından hoşlanır ve Allah Teala şöyle der: "Benim şu kuluma bakın! Ezan okuyor, namaz kılıyor, yani benden korkuyor. Kasem olsun, kulumu affettim ve onu cennetime dahil ettim."(Ebu Davud, Salat 272, (1203); Nesai, Ezan 26, (2, 20) )

24)''Abdullah İbnu Selman, Resulullah (sav)'ın ashabından birisinden naklediyor: Hayberin fethedildiği gün bir adam Hz. Peygamber'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü, bugün ben öyle bir kar ettim ki böyle bir karı şu vadi ahalisinden hiçbiri yapmamıştır" dedi. Efendimiz: "Bak hele! Neler de kazandın?" diye sordu. Adam: "Ben alıp satmaya ara vermeden devam ettim, öyle ki üçyüz okiyye kar ettim" dedi. Aleyhissalatu vesselam efendimiz: "Sana karların en hayırlısını haber vereyim mi?" diye sordu. Adam: "O nedir, ey Allah'ın Resulü?" dedi. Efendimiz açıkladı: "(Farz) namazdan sonra, kılacağın iki rekattir''(Ebu Davud, Cihad 180, (2785))

25) ''Bir adam, Resulullah (sav)'a: "Allah, kullarına kaç vakit namazı farz kıldı?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Allah, kullarına beş vakit namazı farz kıldı" diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: "Bunlardan önce veya sonra başka bir şey var mı?" "Allah kullarına beş vakti farz kıldı." Bu cevap üzerine adam, bunlar üzerine hiçbir ilavede bulunmayacağına, onlardan herhangi bir eksiltme de yapmayacağına dair yemin etti. Resulullah (sav): "Bu adam sözünde durursa mutlaka cennete girecektir!" buyurdu." (Bu rivayeti, Müslim ve Tirmizi, Kitabu'l-İman'da mezkur, uzun bir hadis zımnında tahric ederler)(Müslim, İman, 10, (12); Tirmizi, Zekat 2, (619); Nesai, Salat 4, (1, 228, 229))

26)''Kim beş vakit namazını kılar, kıblemize yönelir ve kestiğimizi yerse o kimse, Allah`ın ve Resulünün imanını hak eden bir müslümandır.Artık böyle davranan bu kimseye karşı Allah`ın ve Resulünün ahd ve emanetine hıyanet etmeyiniz.” (Buhari c.1, s.102)

27)''Beş vakit namaz, gelecek cumaya kadar büyük günaha karışmadıkça, namaz aralarındaki cürümler için kefarettir.” (Müslim c.1,s.144)

28)''Güneş doğmazdan önce sabah namazını, güneş batmadan önce ikindi namazını eda eden kimse cehennem ateşine girmez.” (Müslim c.2s.114)

29)“İmamdan önce başını rüku ve secdeden kaldıran kimse, başını Allah`ın eşek başına çevirmesinden hiç korkmaz mı?” (Müslim,c.2,s.28)

30)''Muhakkak ben, kıraeti uzatmayı dilediğim halde namaza girerim de bir çocuğun ağlamasını işitirim.Onun feryadı sebebiyle anasının duyacağı üzüntüsünün şiddetinden dolayı namazı hafifletip kısa keserim.” (Müslim c.2,s.44)

31)“Namazın anahtarı, temizlik; dünya işlerini haram kılan kısmı, iftitah tekbiri ve helal kılan tarafı ise selam verip namazdan çıkmaktır.” (Ebu Davud c.1,s.167)

32)Ebu Ümame'den rivayet edilmiştir.''Resulullah (sav) ile beraber mescidde idik. O esnada bir adam geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü, ben bir hadd işledim, bana cezasını ver!" dedi. Resulullah adama cevap vermedi. Adam talebini tekrar etti. Aleyhisalatu vesselam yine sükut buyurdu. Derken (namaz vakti girdi ve) namaz kılındı. Resulullah (sav) namazdan çıkınca adam yine peşine düştü, ben de adamı takip ettim. Ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum. Efendimiz adama: "Evinden çıkınca abdest almış, abdestini de güzel yapmış mıydın?" buyurdu. O: "Evet ey Allah'ın Resulü!" dedi. Efendimiz "Sonra da bizimle namaz kıldın mı?" diye sordu. Adam: "Evet ey Allah'ın Resulü!" deyince, Efendimiz: "Öyleyse Allah Teala haddini -veya günahını demişti- affetti" buyurdu.( Buhari, Hudud 27; Müslim, Tevbe 44, 45, (2764, 2765); Ebu Davud, Hudud 9, (4381))

33))"Kari (okuyucu) amin deyince siz de amin deyin. Zira melekler "amin" der. Kimin amin`i meleklerin aminine tevafuk ederse geçmiş günahları affedilir."(Buhari Namaz 2539)

34) "Vitir her müslüman üzerine bir haktır (vazifedir). Kim beş ile vitir kılmayı severse yapsın. Kimde üç ile vitir kılmak isterse yapsın. Kim tek rek`atli vitr kılmayı dilerse kılsın." (Buhari Vitr 2985 )

35) "Ben yedi kemik üzerine secde etmekle emrolundum: Alın -ve eliyle burnunu işaret etti- eller, diz kapakları, ayakların etrafları. Ne elbiseleri ne de saçı (secde sırasında) toplamayız." (Buhari 2610)

36)''Sizden birisi namaz kıldığında hakikatte Rabbiyle konuşmaktadır. Öyleyse nasıl konuştuğuna dikkat etsin.''(Hakim, Mustedrek 1/336)

37)''Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir" diye sorulduğunda "Vaktinde kılınan namaz" cevabını verdi...''(Müslim, İman 139)

38)Ya'lâ b. Ümeyye'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Ben Ömer b. el-Hattab (radiyallahu anh)'a: "Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman eğer kâfirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda üzerinize bir vebal yoktur." (en-Nisâ, 4/101) buyruğu ile ilgili olarak insanlar artık iman etmiş (ve güvenliğe kavuşmuş) bulunuyorlar, dedim. Bana şu cevabı verdi: Senin hayret ettiğin şeye ben de hayret ettim, bunun üzerine Rasûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem'e buna dair soru sordum, şöyle buyurdu: "Bu Allah'ın size verdiği bir sadakadır. O'nun sadakasını kabul ediniz."(Müslim(686) Ahmed(1/25) Ebu Ya’la(1/163) Beyhaki(3/134) Şafii el Umm(1/179) Abdurrazzak(2/517) Fesevi(2/205) Ebu Davud(1199) Tirmizi(3034) Nesai(3/116) İbni mace(1065) Darimi(salat 179))

39)İbnu Mes'ud'dan ;Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (hiçbir meşru sebep yokken) öğleyle ikindiyi, akşamla yatsıyı cem etti. Kendisine "Bunu niye yaptın?" diye sorulunca: "Ümmetimin meşakkatte kalmaması için" diye cevap verdi."(İsnadı hasendir. Taberani(10/47, 269) Ebu Ya’la(9/284) İbn Ebi Şeybe(2/458) Bezzar(1/330) Elbani Sahiha(2837))

40)''Sabah namazının iki rek'at sünneti, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır." (Müslim, Müsâfirîn 96)
avatar
dareyn
ilim ehli

Mesaj Sayısı : 482
Yaş : 44
Nerden : Dünya

Kullanıcı profilini gör http://my.opera.com/muhacir/blog/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

s.aleyküm

Mesaj  ömer faruk Bir Perş. Eyl. 30, 2010 10:09 am

s.aleyküm
sevgili abla aslında cevabını en yakınımdaki yada daha kolaylıkla alabileceğim kişiler var olduğu halde size sormak istedim. sakın sizi sınamak yada başka birdüşüncemin olduğunu sanmayın. ben şafii mezhebine mensup biriyim. sormadan önce şunuda söylemem lazım. mezhebin adı ne olursa olsun hiç ilgilendirmez beni, benim için kıbleye yönelmesi önemlidir. benim için kıbleye yönelen müslümandır. namaz kılmayıp ama müslüman olduğunu söyleyenler benim gözümde müslaüman değidir. müslüman namazı ile vardır ve bununla hesaba çekileceği için, müslüman olduğunu söyleyip ve kafir gibi hesaba çekilenin durumu kendiliğinde ortaya çıkar.
soruya gelecek olsam.
4 mezhep ve 5. ve 6. mezhep var olanlar veya varlığı bilinen tüm mezhepler içn demesemde özelde hanefi ve şafii mezhebi için diyorum. neden birbirine zıt olan onca şey var. doğru bir tane olduğu halde neden mezhebi uygulamaların hepsine doğrudeniliyor yada kabul ediliyor.
ve son birşey,
cafer-i sadık imam ebu hanife'nin hem hocası hem babalığı olduğu halde neden ehli sünnet tarafından mezhebi hak görülmediği gibi islam dışı görülüyor?
selam ve dua ile
avatar
ömer faruk
ilim ehli

Mesaj Sayısı : 2

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: 40 Hadisle Namaz

Mesaj  dareyn Bir Paz Ekim 03, 2010 4:04 pm

Aleyküm selam rahmetullah
sevgili kardeşim sorularınıza cevap yazacağım inş.Emanetleri zayi etmeyen Allaha emanetsiniz. Aro
avatar
dareyn
ilim ehli

Mesaj Sayısı : 482
Yaş : 44
Nerden : Dünya

Kullanıcı profilini gör http://my.opera.com/muhacir/blog/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: 40 Hadisle Namaz

Mesaj  dareyn Bir C.tesi Ekim 16, 2010 6:50 pm

Kelime olarak mezhep, takip edilen, gidilen yol demektir. Mecazen de şahsî/ferdî (kişisel) görüş, inanç ve doktrin manalarında kullanılmaktadır.

Din açısından ise müctehidin, dinin ayrıntılarına ilişkin, kendine mahsus kural ve yöntemlerle oluşturduğu inanç ve hukuk sistemini ifade eder. Bir başka deyimle; müctehid sıfatını kazanmış bir İslam aliminin, hüküm bakımından kapalı veya kesin olmayan (zannî) ayet ve hadisleri İslam’ın temel esaslarına aykırı olmayacak şekide yorumlayarak getirdiği çözümler topluluğuna mezhep adı verilir. İslâm tarihinde mezhep kelimesi genel olarak itikadî, fıkhî, siyasî görüşlerin hemen hepsi için kullanılmıştır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) hayatta iken sahabiler arasında herhangi bir ihtilaf söz konusu değildi. Dinden gerek inanç, gerek ibadet ve muamele ve gerekse âdap ve ahlâka dair anlayamadıkları/anlaşamadıkları bir mesele çıkarsa, Resûlüllah’a (s.a.v.) sorarlar, o da açıklardı. Râşit halîfeler döneminde de bu hususlarda herhangi bir sıkıntı olmamıştı. Sahabe ve tâbiîn devirlerinde ise, akaid ve amele dair bir mesele ortaya çıkarsa, hemen güvenilir alimlere müracaat edilir, cevabı alınır, karışıklık çıkmasına fırsat verilmezdi. Ancak daha sonraki devirlerde, kendilerine güvenilir zatların yavaş yavaş azalmaları sebebiyle, Müslüman halkın sıkıntılarını gören bazı alim ve müctehidler, akaid ve fıkıh alanındaki görüşlerini açıklayıp yaymaya başladılar. Nitekim hicrî birinci asrın sonlarından itibaren mezheplerin kurucuları, gerek akaid ve gerekse fıkıh sâhasındaki çalışmalarını yoğunlaştırdılar. Onların bu görüşlerini dinleyen, okuyup yazan insanlar da, bunlara uyarlardı. Böylece bu zatların görüş ve ictihatları, halkın anlayışında bir mezhep olarak yerleşti. Bununla birlikte hemen ifade etmeliyiz ki, bu büyük alim ve imamlardan hiçbirisi, 'Ben bir mezhep kuruyorum, bana uyunuz!' diye, halkı kendi görüşlerine tâbi olmaya çağırmamışlardır. Devlet adamlarının, makam-mevki ve nüfuz sahibi kimselerin davet ya da emirleriyle de bir mezhep kurmaya yeltenmemişlerdir.

SÜNNETE UYMAK VE ONUNLA ÇELİŞEN SÖZLERİ TERK ETMEK HAKKINDA MÜÇTEHİT ÂLİMLERİN GÖ­RÜŞLERİ
1- Ebû Hanife
“Hadis sahih olduğunda, o benim mezhebimdir.”
“Allah’ın Kitabı’na ve Hz. Peygamber’in hadislerine ters bir görüş bildirirsem, o görüşümü almayın.”
“Nereden aldığımızı bilmedikçe hiç kimseye bizim gö­rüşümüzle amel etmesi helâl değildir.”
“Delilimi bilmeyen kimsenin gö­rüş­lerimle fetva vermesi haramdır.”
“Çünkü biz insanız. Bugün bir söz söy­ler, yarın ondan vazgeçebiliriz.”
2-İmam Malik
“Ben bir insanım; doğruya ulaştığım da olur, yanıldı­ğım da olur. Be­nim görüşlerime bakın; onlardan Kitap ve Sün­­net’e uyanları alın, onlara uymayanları bırakın.”
“Allah Rasûlü‎ (s.a.v.)’nden başka herkesin sözü alınır da, terk edilir de. Ancak Hz. Peygamber (s.a.v.) bunun dışın­dadır.”
3- İmam Şafiî
“Her insana Allah Rasûlü‎’nün (s.a.v.) istisnasız tüm sünneti ulaşmamıştır. Dile getirdiğim görüşlerde ve belirle­di­ğim prensiplerde, Allah Rasûlü‎’nün sünnetine aykırı bir durum varsa, bu durumda Allah Rasûlü‎’nün hadisi, benim gö­rüşümdür.”
“Müslümanlar şu konuda ittifak etmişlerdir: Allah Rasûlü‎’nün (s.a.v.) sünneti açıkça belli olduktan sonra onu baş­ka birinin sözü için terk etmesi helâl değildir.”
“Kitabımda Allah Rasûlü‎’nün (s.a.v.) sünnetine ters bir şey bulursanız, Allah Rasûlü‎’nün (s.a.v.) sünnetiyle amel edin; benim görüşümü bırakın.” (Bir başka rivayette: “Ona uyun; başkasının sözüne itibar etmeyin.”)
“Hadis sahih olduğunda, o benim mezhebimdir.''
“Hadis âlimleri tarafından benim görüşlerime aykırı ola­rak sahih hadis rivayet edilecek olursa, ben hadise mu­halif o görüşlerimden sağlığımda da, öldükten sonra da vaz geçtim.”
“Hz. Peygamber’den (s.a.v.) sabit olan sahih bir ha­dise rağmen benim ona ters bir söz söylediğimi görürseniz bilin ki, aklım gitmiştir.”

“Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hadisine muhalif olan bütün söz ve görüşlerimde, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hadisi uyulmaya daha layıktır; beni taklit etme­yin.”

“Benden duymamış olsanız dahi Hz. Peygamber’den rivayet edilen her hadis benim görüşümdür.”

4- Ahmed b. Hanbel
“Beni taklit etme. Malik’i de, Şafiî’yi de, Evzaî’yi ve Sev­rî’yi de taklit etme. Onlar bilgiyi nereden aldılarsa, sen de oradan al.”
“Evzaî’nin görüşü, Malik’in görüşü, Ebû Hanife’nin görüşü... Bunların tümü birer görüşten ibarettir ve bana göre hepsi eşittir. Delil sadece eserlerdedir.”
“Kim Allah Rasûlü‎’nün (s.a.v.) hadisini kabul et­mez­se, o helâkın eşiğindedir.”
http://darulkitap.com/oku/fikih/hadislerlenamaz/

"İnsan başını bile hadise göre kaşımalıdır!"Sufyân es-Sevrî
"Sünnetler Nûh’un gemisidir. Kim ona binerse kurtulur, kim de ondan geri kalırsa boğulur!"İmam Malik

Mezheplerdeki farklılıklar mezhep imamlarının kullandıkları usulden,kendilerine ulaşan hadislerden ve ictihatlarından dolayı diye biliyorum.Örneğin Şevval orucuna bakalım


Ebu Eyyub (r.a.) dan yapılan rivayete göre, Rasulüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Kim ramazan orucunu tutar ve arkasından şevval ayından ona altı günlük oruç eklerse, işte bu bütün bir sen­enin orucu olur."(Müslim, siyam: 204, Tirmizi, savm: 52, Daremi, savm: 44, Ahmed: 5/ 417, 419.)

Sevban (r.a.) den yapılan rivayete göre, Rasulüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Kim ramazan orucunu ve bay­ramdan sonra altı gün orucunu tutarsa, senenin tamamını oruçlu geçirmiş olur." "Kim bir iyilikle gelirse, ona onun on misli vardır."(İbn Mace, siyam: 33, Ahmed: 5/280.)

Şevval ayında altı gün nafile oruç tutmanın sünnet olup ol­madığı hakkında farklı görüş ve tesbitler olmuştur.

Bu Konuda Müctehidlerin Görüş Ve Tesbitleri

a) Hanefilere göre: İmam Ebu Hanife'ye göre, ramazan bayramından sonra şevval ayında ister üstüste, ister dağınık halde altı gün oruç tutmak mekruhtur.

İmam Ebu Yusuf’a göre, altı günü üstüste tutmak mekruhsa da müteferrik (dağınık) halde tutmak mekruh değildir. Bununla beraber müteehhirinin hemen hepsi bu altı gün orucunu üstüste veya müteferrik tutmakta bir sakınca olmadığını belirtmişlerdir. Nitekim aynı şekilde Bahriraik'de de konuya yer verilmiş bulu­nuyor. Serahsi'nin el-Muhit'inde ise, en sahih tesbite göre, sözü edilen altı günlük orucu tutmakta hiçbir sakınca olmadığına değinilerek bilgi verilmiştir.

Nitekim Mecmeu'l-Enhür sahibi bu konuda şöyle demiştir:

"Muhtar olan kavle göre, bayramdan hemen sonra şevval'dan altı gün oruç tutmak mekruh değildir. Çünkü bununla ramazan orucu arasında fasıla olarak bayram günü bulunuyor. O bakımdan kitap ehline benzeme söz konusu değildir ve mekruh da değildir, bilakis" müstehabdır ve sünnettir. Çünkü bu babda hadis varid olmuştur. Mekruh olanı ise, ramazandan sonra bayram günü iftar etmeyip oruç tutmak ve ona beş gün daha ilave etmektir.

Ancak şevval ayında sözü edilen altı günlük nafile orucu üstüste değil, dağınık vaziyette tutmak efdaldır, çünkü bu durum­da kerahetten ve kitap ehline benzemeğe özenmekten uzaktır."

Böylece İmam Ebu Hanife rivayet edilen hadisleri haber-i ahad görüp istidlal etmemiştir. Diğer imamlar ve özellikle ulem-i müteehhirin hadislerle istidlal edip bu konuda Ebu Hanife'den ayrılmışlardır.

b) Şafiilere göre: Şevval ayında altı gün oruç tutmak sünnettir. Bunları üstüste tutmak daha faziletli ve sevaplıdır. Hatta bayramdan sonra üzerinde kaza veya adak orucu varsa, on­ları şevval ayında tutarsa, yine de bu sünnetin sevabını elde etmiş olur.

Böylece İmam Şafii ve arkadaşları yukarıdaki hadislerle is­tidlal etmiş bulunuyorlar.

c) Hanbelilere göre: Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehabdır. Bunu üstüste tutmakta bir sakınca olmadığı gibi, müteferrik de tutulabilir ve böylece her iyilik on misliyle karşılık göreceği dikkate alınarak senenin tamamının oruçlu geçirilmiş olduğu ortaya çıkar.

Bu orucun müstehab olduğu aynı zamanda Kâb el-Ahbar'dan, Şa'bi, Meymun b. Mehran ve İmam Şafii'den de rivayet edilmiştir. İmam Malik ise, bu orucu mekruh saymıştır.

Böylece Hanbeliler de Eyyub ve Sevban hadisleriyle istidlal etmişlerdir.

d) Malikilere göre: İmam Malik diyor ki:

"Şevval ayında altı gün oruç tutmak mekruhtur. Fıkıh ehlinden bir kimsenin bu orucu tuttuğunu görmediğim gibi, seleften hiç kimseden de bu ko­nuda bana birşey ulaşmış değildir. Hem ilim adamları bunu mek­ruh saymakta ve bid'a olmasından endişe etmektedirler. Aynı za­manda ramazandan olmayan bir orucu ramazana ilhak etmek söz konusu olur ki, bu da doğru değildir."[248]

Çıkarılan Hükümler

1- Ramazan bayramından sonra şevval ayında altı gün nafile oruç tutmak müstehabdır.
2- Bu oruç üstüste tutulabileceği gibi, değişik günlerde de tu­tulabilir.
3- Üzerinde ramazan orucu kazası veya adak orucu bulunan kimse sözü edilen ayda onlara niyet edip kaza ederse, nafile oru­cun sevabına da erişmiş olur.
4- Ramazan orucu tamamlanınca bayram günü mutlaka if­tar edilmelidir. Çünkü bayram günü oruç tutmak haramdır.
5- Bayram gününden başlayarak altı gün oruç tutmak tahrimen mekruhtur.
6- İmam Malik ve İmam Ebu Hanife'ye göre, Şevval ayında altı gün oruç tutmak mekruhtur. Ancak bu iki imamın bu konuda­ki görüşleri ağırlık kazanmamış ve müctehidler tarafından tasvip edilmemiştir.
7- Şevval ayında altı gün orucu vacip saymak mekruhtur ve bu niyetle tutulması caiz değildir.
8- Her iyilik on misliyle karşılık göreceği müjdesinden hare­ketle, otuz gün ramazan, altı gün de şevval orucu, toplam otuzaltı eder. Bunu onla çarptığımızda karşımıza 360 sayısı çıkar. Böylece bu iki orucun bir seneyi kapsadığı belirtilmiştir.
9- Kuvvetli bir ihtimalle sözü edilen altı günlük oruç hakkındaki hadisler İmam Malik'e ulaşmamıştır. Bu konudaki ifadesinden böyle anlaşılmaktadır.
10- Eshab-ı Kiram'dan bazı kişilerin bu orucu tuttuğu rivay­et yoluyla sabit olmuştur.

http://www.darulkitap.com/oku/hadis/hadis-kitaplari/ahkamhadisleri/

İmam Caferi Sadık Tabiinden müctehid bir alimdir.Ancak günümüzde Şia'da bidatler ,hurafeler çok fazla bulunmaktadır.İmam cafer'den sonra çok şey değişmiş herhalde .Allah (c.c) tüm müslümanların hidayet vesilelerini arttırsın,sırati müstakimden ayırmasın.amin

http://www.islam-tr.net/tevhid/13233-sia-rafizi-itikadinden-ornekler.html
http://www.islam-tr.net/islami-arsiv/14274-sia-gercegi-kur-an-i-kerim-bozulmustur.html

Usulu kafi isimli hadis kitabını okuyunuz,ehli sünnetle ne kadar farklı olduklarını göreceksiniz.






avatar
dareyn
ilim ehli

Mesaj Sayısı : 482
Yaş : 44
Nerden : Dünya

Kullanıcı profilini gör http://my.opera.com/muhacir/blog/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz