HİCRET
Allah'ın selamı hidayete tabi olanlara olsun

Hoş geldiniz lütfen üye olunuz.

Allah (c.c) size bu dünyada ve ahirette af ve afiyet versin amin.

BAZI SÖZLER DİLİMİZİ KİRLETİYOR

Aşağa gitmek

BAZI SÖZLER DİLİMİZİ KİRLETİYOR

Mesaj  erkam Bir Paz Şub. 03, 2013 9:16 am

Kadın psikiyatr Louann Brizendine, 2008'de yayınlandığı 'Kadın Beyni' adlı kitabında kadınların günde 20 bin, erkeklerin ise 7 bin kelime konuştuğuna yer verdi. Kadının dakikada 250, erkeğin 125 kelime tükettiğini de satırlarına ekledi. Hiç şüphesiz psikiyatrın yıllar süren bu klinik araştırmaları insanın konuşmaya olan meylini gösteriyor. Bir günde binlerce kelime tüketmek gayet sıradan görünüyor. Acaba kullandığımız kelimelerin ne kadarını süzgeçten geçiriyoruz? Rahman'ın kullarına bahşettiği nimetlerden sadece birisi olan konuşma yetisini, O'nu (cc) incitecek şekilde kullanıp kullanmadığımıza ne kadar dikkat ediyoruz?

Yalan ve gıybet dilin başlıca belası olsa da dile sirayet eden öyle çok cümle var ki sarf ettiğimizde kalbimizde nasıl yankı bulacağını hesap etmiyoruz. İşler istediğimiz gibi yürümediğinde tevekkül etmek yerine homurdanarak, 'İşimiz Allah'a kalmış' diyoruz. Issız bir yer gördüğümüzde hemen 'Allah'ın unuttuğu yer' benzetmesinde bulunuyoruz. Birine sinirlendiğimizde beddua niyetine 'Bana uzak, Allah'a yakın ol' lafını yapıştırıyoruz. Hakaret ederken 'Allah'ın salağı, geri zekâlısı" gibi ifadeleri kullanmaktan hiç kaçınmıyoruz.'Bu işin inşaallahı maşallahı yok', 'Gökten Peygamber inse ben bunu kabul etmem', 'Falan kişi kıble olsa yüzümü dönmem' gibi iddialı lâflarla meydan okumak da çabası.

Edep Abidesi Efendimiz'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) "Âdemoğlunun hatalarının çoğu, dilindendir." sözü insanın konuşurken de dikkatli olması gerektiğine işaret ediyor aslında. Bu hadis, ilk önce gıybet ve yalanı akla getiriyor. 'İmandan çıkıp küfre girmeye neden olan sözler' anlamındaki 'elfâz-ı küfür' ise işin bir başka boyutunu oluşturuyor. Yani hesapsızca sarf ettiğimiz laflar bizi bilmediğimiz sokaklara savurabilir.

Diyanet İşleri Bakanlığı'na göre Allah'ın zatı, sıfatları ve fiilleri konusunda ulûhiyet makamı ile bağdaşmayan, tevhid prensibine aykırı düşen her türlü söz insanı küfre götürüyor. Kur'an'ı reddeden, hükümlerin yetersiz olduğunu iddia eden, Peygamberlerin getirdikleri vahyi inkâra kalkışan, onları küçümseyen veya alaya alan bir davranışın içine giren konuşmalar da küfre sevk ediyor. Zira Tevbe Suresi'nde "Eğer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette 'Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk.' derler. De ki: Allah ile O'nun ayetleriyle ve O'nun Peygamberi ile mi alay ediyorsunuz? (Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir grubu bağışlasak bile, bir gruba da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz." (9/65-66) ayetleriyle konuya temas ediliyor. Yani gerek İlahî Beyan'da gerek hadislerde üslup meselesine dikkat çekiliyor.

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Atalay, İslâm'ın, konuşma adabı ve söz disiplinine genişçe yer verdiğine değinirken, 'Allah baba', 'Allah yazdıysa bozsun', 'Eşek cenneti', 'Kader utansın', 'Şeytanınız bol olsun' gibi sözlerin din ve kültür dinamikleriyle uyuşmadığını ifade ediyor. Ona göre kullandığımız kelimelerin kalbimize sirayet edeceğini düşünmeden konuşuyoruz. Oysa söz ve algı arasında kuvvetli bir bağ vardır. 'La ilahe illallah' lafzı imanı yenilediği gibi bilinçsizce sarf ettiğimiz sözler de kalbimizde aksi bir yankı buluyor. Sonuçta dilimizden dökülen kelimeler; fikrimizin, kalbimizin algısını ortaya koyuyor. İç âlemimizi neye alıştırırsak, azalarımızdan o sadır oluyor. Yani insanın ağzından çıkan kelâmın da bazı esaslar ile tanzim edilmesi icap ediyor. Kâf Suresi 18. ayette geçen "O bir söz söylemeye dursun, mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır." beyanı dilimizden dökülen her sözün kaydedildiğini açıkça gösteriyor.

BAZI SÖZLER İMANI ZEDELER

Düşünülmeden söylenilen öyle sözler var ki kişiye ağır sorumluluklar yüklüyor, manevî kayıplar yaşatıyor. Öfkelendiğimizde, beddua ettiğimizde, karşımızdakini alaya aldığımızda yani çeşitli ruh hallerinde kullandığımız kelimeler, imanımızı zedeleyebiliyor. İlahiyatçı Mehmet Atalay, dilimize yerleşen bazı söz kalıplarına dair şerh düşüyor. Örneğin 'Bu işin inşaallahı, maşallahı yok.' ifadesi gayet masum görünüyor. Fakat 'Allah dilerse olur' anlamına gelen 'inşaallah' kelimesi burada, anlamından uzaklaştırılarak kullanılıyor. 'Allah dilese de, dilemese de olur' şeklinde bir anlam kazanıyor. Bizler bu kelimeyi, verilen sözden cayabilme ihtimaline karşı kullansak da 'inşaallah' diyen kimse, söz vermiş sayılıyor.

'Allah'ın bile unuttuğu' ifadesi, saf İslâm itikadını bozucu mahiyette. Unutma ihtimali olmayan Yaradan'ın unutkan olduğunu dile getiren bu ifade de küfür lafızları arasında. Atalay'a göre 'İşimiz Allah'a kalmış' cümlesi ise fahiş düzeyde yanlış. Müslümanların hatta bütün insanların işi daima Allah'a kalmış değil midir oysa? 'Allah baba' sözünü çok sarf etmesek de kullanımının doğru olmadığını hatırlatalım. Zira Hâlık, mahlûk olamaz ve ona 'baba' kelimesini isnat etmemiz uygun değil. Bu tanım Hıristiyanların İsa'ya 'Allah'ın oğlu' demesinden kaynaklanıyor. Fakat Tevbe Suresi'nde (9/30) 'Bu onların kendi ağızlarında uydurdukları sözlerdir ki kendilerinden önce kâfir olanların sözlerine benzetiyorlar.' ayeti bu ifadeyi kullananlara en güzel cevabı veriyor.

'Nuh der Peygamber demez.' cümlesi de inancı zedeleyebilir. Çünkü Nuh (Aleyhi's-Selam)' ın adı Kur'an'da kırk defa geçiyor. Dolayısıyla onun ismiyle peygamberliğini ayrı değerlendirmek, dile dolamak uygun değil. Öfkelendiğimizde başkaları için çok rahat kullandığımız 'imansız' yaftası da bizi küfre düşürebilir. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'La ilahe illallah diyeni tekfir etmeyin. Böyle bir kimseyi tekfir edenler bilsinler ki onlar küfre girmeye, küfürle suçladıkları kimseden daha yakındır.' uyarısında bulunuyor. İşler yolunda gitmediğinde sarf ettiğimiz 'Kader utansın' lafzı da sakıncalı. Çünkü kader ne oyun oynar, ne utanır, ne de zalimdir. İmanın altı şartından biri olan kader konusunda yapılan bu tip yakıştırmalarda bulunuyorsak dağarcığımızı sorgulamakta fayda var.

'Allah yazdıysa bozsun', 'Allah özenerek yaratmış', 'Azrail suratlı adam', 'Allah gelse seni benim elimden alamaz', 'Allah'a lazımmış ki öldü', 'Öküz Aleyhisselam', 'Sen kıble olsan yüzümü çevirmem', 'Seninle cennete bile girmem' ifadeleri uyumlar manzumesi olan dinimize uymuyor. Götürüsü getirisinden fazla olan cümleleri kullanarak dili kirletmemek, imanı zedelememek gerekir. Ancak kazara kullandığınızda 'Eyvah! Ben ne yaptım, imanım gitti, dinden çıktım.' diyerek ümitsizliğe kapılmak da doğru değildir. Zira Allah'ın affına sığınarak tevbe etmek, dil belalarından uzak kalmak ve 'La ilahe illallah' lafzıyla imanı yenilemek çözüm önerileri arasında yer alıyor.

HEMRA KÖSE – Yeni Bahar Dergisi 33. Sayı
avatar
erkam
Admin

Mesaj Sayısı : 263

Kullanıcı profilini gör http://hicret.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz