HİCRET
Allah'ın selamı hidayete tabi olanlara olsun

Hoş geldiniz lütfen üye olunuz.

Allah (c.c) size bu dünyada ve ahirette af ve afiyet versin amin.

Evlilikte Peygamber modeli

Aşağa gitmek

Evlilikte Peygamber modeli

Mesaj  rima Bir Ptsi Tem. 19, 2010 9:55 pm

evlilik, fıtri bir ihtiyaç olmakla birlikte, aynı zamanda dini bir görevdir.Hz. Adem Aleyhisselamdan başlayarak Hz. MUHAMMED Aleyhisselama kadar, Hz. İsa Aleyhisselam gibi bir iki peygamber hariç, bütün peygamberler evlenmişlerdir. Peygamberlerin evlilikleri ve aile hayatları, tüm insanlığa örnek olmuşlardır.

İnsan yaratılışına en uygun din olan"İslam dini", evliliği ve aileyi en kutsal kurumlar arasında değerlendirmiştir. Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifinde: "Bana üç şey sevdirildi, buyurmaktadır.1 . Kadın,2. Güzel koku,3. Namaz. Benim gönlüm namazdadır."Başka bir hadis-i şerifinde: "Evlenen kimse, dinin yarısını korumuş olur. Diğer yarısı için de, ALLAH'a karşı gelmekten kendini sakındırsın" buyuruyor. İslam'da evlilik kurumu, son derece kolaylaştırılmış ve sade bir hayat olarak insanlığa sunulmuştur. Evlenmekten amaç, nesli devam ettirmek ve sağlıklı bir topluluk oluşturmaktır.Bunun en güzel örneğini de, peygamber efendimizin aile hayatında ve evliliklerinde görüyoruz. Efendimiz, (s.a.v.) karı-koca ilişkilerini, karşılıklı sevgi ve saygı esasına dayandırır. Göz ardı edilmemekle birlikte, peygamber efendimizin hayatında, hiç bir zaman cinsel duygu birinci sırada yer almamıştır.Karı Koca arasındaki BağKarı koca ilişkileri arasındaki en önemli bağın sevgi bağı olduğu herkesin malumudur. Bu bağ, zamanla evlat sevgisine dönüşür. Sonra akraba sevgisine doğru dalga dalga yayılır. Daha sonra da, bütün toplumu ve insanları sevme şeklinde kendini gösterir.Sosyal değerlerimizin özünü taşıyan ve bu değerleri kuşaktan kuşağa aktaran tek kurum, "aile ocağı" dır. Bu kurumu oluşturmanın yolu da, bilinçli bir evlilik yapıp sağlıklı bir şekilde sürdürebilmektir. İnsanlığın üremesi ve devam etmesi için, biyolojik ihtiyaçlardan sonra gelen en önemli ihtiyaç ise, "mutlu bir aile hayatı" yaşayabilmektir. Bunu gerçekleştirenler çoğunlukta oldukları taktirde, insan zürriyeti kıyamete kadar devam edecektir.Bu mutlu beraberliği yakalayabilmenin "psiko-sosyal" evrelerini, Efendimiz (s.a.v.)'in aile hayatından örnekler sunarak aktarmaya çalışacağız.Efendimiz(s.a.v.)'in kadına değer vermesiKadına cinsiyetinden dolayı değer vermek, tamamıyla çıkarcılığa ve nefsaniyete dayanır. Kadının değeri başta, anne adayı olmasından kaynaklanıyor. Bu yönüyle erkeklerde de farklı yönü vardır.Günümüzdeki sözde kadın hakları savunucuları, kadının gerçek değerini savunma yerine "kadın-erkek" sürtüşmesini körükleyen, manasız bir "eşitlik saplantısına" takılıp kaldılar.Kendini "modernizmin" akımına kaptıran günümüzün çağdaş insanı, kadını bir "sömürü aracı" görmektedir. Cinselliği ile birlikte, güzelliğini de bir "ticari meta" olarak kullanmaktadır. İslam ile birlikte "şahsiyet kazanan kadın," yeniden kendini ispatlama imkanını elde etmiştir. Peygamber efendimizin hayatı baştan sona incelendiğinde kadın erkek ayırımı yapmadan tüm insanlığa nasıl ve ne şekilde değer verdiğini görmek mümkündür.Özellikle Efendimiz(s.a.v.)'in aile hayatında hanımlara nasıl değer verdiğini şu hadisi şerifte görmek mümkündür. Bununla birlikte daha yüzlerce hadisi şerif vardır. Efendimiz (s.a.v.): "En hayırlı olanınız, kadınlara karşı hayırlı olandır" buyuruyor.Efendimiz(s.a.v.)'in ev işlerine yardım etmesiGeleneksel ve yöresel kültürümüzde erkeğe biçilen bir takım roller var.. Erkeğin hanımına yardım etmesi "kılıbık" veya "kazak erkeği" gibi sıfatlarla tanımlanmış ve ayıplanmış. Bu yanlış anlayış da, çoğu zaman dine fatura edilmiştir. Oysa bu tür davranışların ne dinde yeri vardır, ne de peygamberlerin hayatlarında vardır.Hz.Ayşe Validemiz, Peygamber efendimizi şu şekilde anlatıyor. Resulullah (s.a.v.) boş vakitlerinde hanımlarına yardım ederdi. Ev işlerinde onlara destek olurdu. Ayakkabısını yamar söküklerini diker, evi süpürür, koyununu sağar, devesini bizzat bağlayıp yemini verir, kendine ait işleri kendisi yapardı.Özellikle çocukların bakımında, çok yardımcı olurdu. Onlarla oynaşıp şakalaşırdı.Çocukların isteklerini ret etmezdi.Efendimiz (s.a.v.)' in aile içi şiddete karşı olmasıÇağımızın en önemli sorunlardan biri de, "aile içi şiddet" geliyor. Modernizmin getirdiği çağdaş anlayış, kadını sömürmekte ve istismar etmektedir. Erkeğin fiziksel gücü karşısında zayıf kalan kadın, sürekli şiddete maruz kalmaktadır.Doğu toplumlarında erkekler, kadınlarına dayak atarlarken, Batı toplumlarında da, bir kısım kadınlar, erkeklerine dayak atmaktadırlar. Her iki durumda da aile içi şiddet uygulandığından, bu durum insanları bunalımlara ve huzursuzluklara sürüklemektedir.Efendimiz (s.a.v.)'in aile hayatında hiç bir zaman şiddet olmamıştır. Hanımlarına baskı yapmamıştır. Dayak atmak şöyle dursun, azarlama dahi yapmamıştır. Hoşgörünün anlayışın ve müsamahanın en güzelini sergilemiştir.Efendimiz(s.a.v.)'in en önemli özelliklerinde biri de, insanlarla iletişim kurmada etkili olmasıdır. Efendimiz(s.a.v.)'in Peygamberlik sıfatı yanında, güler yüzlü, hoşgörülü, alçak gönüllü ve anlayışlı olması zaten bir çok sorunu hallediyordu. En olumsuz şartlarda dahi, son çare olarak "müeyyideye" baş vuruluyordu.Efendimiz(s.a.v.)'in sabırlı ve hoşgörülü olmasıEvliliği sürdürmenin en önemli şartlarından biri de, eşler arasındaki "hoşgörü ve sabır"dır. Sabrın en güzelini, hoşgörünün sonsuzluğunu, Efendimiz(s.a.v.)'in aile hayatından tutun da toplumun her safhasında görmek mümkündür. Bu güzel vasıfları nedeniyle cihan peygamberi olmuştur.Efendimiz(s.a.v.)'in insanüstü sabrı ve hoşgörüsü, kadın kıskançlığının ve geçimsizliğinin önünü almıştır . Bu güzel vasıfları olmasaydı, şu anda bir çok ailenin yaşadıkları huzursuzluk ve bunalımları, peygamber olmasına rağmen Efendimiz (s.a.v.) de yaşayabilirdi. Getirdiği sistem sayesinde, "cahiliye devri" katı ve acımasız kuralların üstesinden gelebilmiştirBu konuyla ilgili sayısız hadisi şerifler vardır. Biz bir tanesiyle yetinelim. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor. "En üstün ibadet, sıkıntı anında sabırla kurtuluşu beklemektir."Efendimiz(s.a.v.)'in hataları başa kakmamasıKarı koca arasında en çok gündeme gelen konulardan biri de, kızgınlık anında, hataların "başa kakma" tartışmalarıdır.Eşler arasında, birbirlerinin kusurlarının, hatalarını aramaya kalkmaları, aile geçimini daha da zorlaştırır. Kusur arama durumunda olan bir insan, hangi olumlu ortam olursa olsun, her zaman karşısındaki insanda kusur bulabilir. Bunun arkası kesilmez. Özellikle eşler arasında kusur arama yerine birbirlerinin hatalarını örtmeleri, huzurlu bir aile ortamı için çok önemli bir davranış biçimidir.Peygamber Efendimiz, bir hadisi şerifinde: "Mü'min, başkalarının kusurlarını başa kakan, lanet eden, kaba, çirkin davranışlarda bulunan, edebe aykırı konuşan değildir" buyurmaktadır.Efendimiz(s.a.v.)'in hanımıyla koşu yapmasıPeygamber Efendimiz, (s.a.v.) aile bağlarının kuvvetlenmesi ve sağlıklı bir hayat için Hz. Aişe (r.anha) validemizle zaman zaman koşular yapardı. Karı-koca birlikte hareket etmelerinin, aile hayatında çok önemli yeri vardır. Bu tür davranışlar, saygı ve sevgiyi artırır.Bunların yanında Efendimiz (s.a.v.) muhabbet artırıcı şakalar yaptığını, ikramlarda bulunduğunu, ziyaretler ve geziler yaptığını Hz. Aişe validemizin naklettiği hadislerden öğreniyoruz.Efendimiz(s.a.v.)'in ailesiyle düğünlere ve davetlere gitmesiSosyal dayanışmanın, birlik ve beraberliğin en önemli kurallarından biri de "düğün ve davetler"dir. Peygamber efendimizin hayatında, düğün ve davetlerin çok önemli yeri vardır. İslam,ın yayılmasında ve insanlığın kurtuluşa ermesinde bu davetlerin önemi inkar edilemez.Efendimiz, (s.a.v.) insanlığı kurtarmaya çalışırken en çok önem verdiği" aile müessesesini" merkeze alarak tebliğini yapmıştır. Koşmalarıyla, davranışlarıyla ve de yaşantısıyla insanlığa örnek olmuştur.Bir bayram günü Habeşliler, Mescid-i Nebevide harp oyunları gösterisi yapıyorlardı. Efendimiz, (s.a.v.) sevgili eşini oraya götürdü ve birlikte gösterileri seyrettiler.Efendimiz(s.a.v.)'in önüne getirilen her yemeği yemesiEfendimiz, (s.a.v.) herkes gibi bazı yemekleri, diğerlerinden daha fazla severdi. Fakat, beğenmediği o yemeği hiç bir şekilde kötülemezdi. Rivayet edilen hadisi şeriflerden anladığımıza göre, önüne konan yemeği canı çekerse yer, canı çekmezse bırakırdı. Bu mevzuda: "Hoşlandığını bırak, onu başkasına haram etme" buyurarak başkasının hak ve hukukuna da saygılı olmayı bize öğretiyor.Efendimiz(s.a.v.)'in diğer davranışlarıEfendimiz(s.a.v.)'in "aile içi örnek davranışlarını" bir yazıda anlatmamızın mümkün olamayacağını tahmin edersiniz.Aile içi ilişkilerde olumlu davranışlar olduğu gibi, olumsuz davranışlar da olabiliyor. İnsanlarda olduğu gibi Peygamberlerde de olması olağan bir davranıştır. Bu durum, "var olmanın" bir gereğidir. Efendimiz(s.a.v.)'in aile hayatında da, kıskançlıklardan ve sürtüşmelerden mütevellit, bir takım olumsuzlukların olduğunu siyeri nebi kitaplarından öğreniyoruz.Burada önemli olan, olumlu ve olumsuz davranışlar karşısında, orta yolu bulup "dengeleri sağlayabilmek"tir. Bunun için de yeni evlenecekler veya evli olanlar, Efendimiz(s.a.v.)'in hayatını sıradan bir tarih olarak değil de, uygulanması ve yaşanması gereken yararlı ve örnek davranışlar olarak okuyup hayatımızın her safhasında uygulamalıyız.İmkanlarımız ve bilgilerimiz doğrultusunda bunu ne kadar uygulayabilirsek "mutluluğu" da o kadar yakalamış oluruz.
Mustafa Topaloğlu
Vuslat makale no:737
avatar
rima
ilim ehli

Mesaj Sayısı : 266

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz