HİCRET
Allah'ın selamı hidayete tabi olanlara olsun

Hoş geldiniz lütfen üye olunuz.

Allah (c.c) size bu dünyada ve ahirette af ve afiyet versin amin.

İbadet Tevhidi'nin Alametleri

Aşağa gitmek

İbadet Tevhidi'nin Alametleri

Mesaj  dareyn Bir Çarş. Ocak 19, 2011 9:21 am

Hükümranlığı yüce ve güçlü olan, gücü yüksek ve galip olan, dilediğine izzet veren ve yardım eden, hikmeti gereği bazı kavimleri yücelten ve diğer bazı kavimleri alçaltan Allah'a hamdolsun. Kum tanelerinden ve yağmur damlalarından fazla nimetleri için O'na hamdederim. İnkar eden ve küfredenin inadına şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. İnsanların efendisidir. Mucize ayetler ve surelerle desteklenmiştir. Allah O'na, ailesine, hayırlı önderler ve seçkin liderler olan sahabilerine salât ve çokça selam eylesin.

Ey Allah'ın kulları! Gizli ve açık işlerde O'nu gözetin. Sabah ve akşam O'na hakkıyla ibadet edin. Nimetlerine şükredin. Çünkü şükreden için nimetlerini artıracağını bildirmiştir. O'nun yüce makamından korkun ve şiddetinden oldukça sakının. (Ey iman edenler! Allah'dan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.)

Ey müslümanlar! Allah'ı hakkıyla takdir edin. Yüceliğinin alametlerine bakın. İmanınızın artması ve O'nun önünde boyun eğmeniz için ayetleri ve mülkü hakkında, hükümranlığı hakkında, hayret verici yaratması ve yoktan varetmesi hakkında düşünün. Allah Teâlâ, Kitab-ı Mübini'nde şöyle buyurur: (Kesin bir şekilde inananlar için yeryüzünde ayetleri vardır.) Ve şöyle buyurur: (Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişip durmasında elbette akıl sahipleri için deliller vardır.) Şaşırtıcı ve hayret verici bir yaratma, heybetli ve büyük bir kainat... Doğu ve batı, savaş ve barış, kuru ve yaş, acı ve tatlı, güneşler ve aylar, rüzgarlar ve yağmurlar, gece ve gündüz, çekirdekler ve bitkiler, canlılar ve ölüler, ayetler ve ayetlerin etkisi sonucu oluşan ayetler... O yüce ilahı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. Düşünenler için işaretlerini açıkça ortaya koydu ve bakanlara delillerini gösterdi. Gafiller için ayetlerini açıkladı. İnatla karşı çıkanların mazeretlerini ortadan kaldırdı ve inkarcıların delillerini çürüttü. En güzel yaratıcı olan Allah ne kadar da yücedir!

Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh şöyle der: "Dünya seması ile ondan önceki sema arasında beşyüz yıllık bir mesafe vardır. Her iki sema arasında beşyüz yıllık bir mesafe vardır. Yedinci sema ile Kürsî arasında beşyüz yıl vardır. Arş, suyun üzerinde; Allah azze ve celle de Arş'ın üzerindedir. Ve O, sizlerin ne yaptığını bilir." Bunu, Dârimi "er-Reddu alâ'l Cehmiyye" adlı eserinde rivayet eder. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Yedi kat sema Kürsî'nin yanında yeryüzünde boş bir alana atılmış bir halka gibidir. Arş'ın Kürsî'ye üstünlüğü ise, o alanın o halkaya üstünlüğü gibidir." Bunu, Beyhaki "el-Esmâu ve's Sıfât" da rivayet eder. İbni Cerir tefsirinde kendi senediyle İbni Abbas radıyallahu anh'ın şöyle dediğini rivayet eder: "Yedi kat sema ve yedi kat yer Allah'ın elinde ancak sizden birinin elindeki bir hardal tanesi gibidir."

Ey müslümanlar! Allah celle ve alâ'nın azametinin ve kudretinin delillerinden biri de Buhari ve Müslim'in, Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh'tan rivayet ettikleri şu hadistir: "Yahudilerden bir alim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek şöyle der: "Kıyamet günü Allah gökleri bir parmağı üzerine, yerleri bir parmağı üzerine, suyu ve toprağı bir parmağı üzerine, diğer mahlukatı da bir parmağı üzerine koyar. Sonra onları hareket ettirerek "Melik ancak benim" buyurur." Abdullah b. Mes'ud şöyle der: Andolsun ki, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'i onun sözünden hoşlanarak ve söylediğini tasdik ederek azı dişleri görününceye kadar güldüğünü gördüm. Sonra Rasulullah şu ayeti okudu: (Allah'ı hakkıyla takdir edemediler. Halbuki Kıyamet günü Arz toptan O'nun kabzasındadır. Gökler de O'nun sağ eli ile dürülmüştür. O, koşmakta oldukları ortaklardan münezzehtir ve çok yücedir.)" Ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Allah'ın Arş'ı taşıyan meleklerinden, kulak memesi ile omuzu arasında yediyüz yıllık mesafe olan bir melek hakkında konuşmama izin verildi." Bu hadisi, Ebu Davud rivayet eder. Buhari Sahihi'nde Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: " Allah semada bir emre karar verince melekler O'nun kavline boyun eğerek kanatlarını vururlar. Taş üzerindeki zincir gibi (ses çıkar). Nihayet kalplerinden korku giderilince "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Onlar da "Hak (buyurdu). O, çok yüce ve çok büyüktür" derler." Kudret, hükümranlık, büyüklük ve yücelik sahibi Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. O'ndan başka ilah yoktur ve O, ölmeyen diridir.

Ey müslümanlar! Bunlar Allah'ın açık ayetlerine, karşı konulamaz kudretine ve hayret verici azametine işaret eden bazı delillerdir. Acaba biz, Allah'ı şanına yaraşır şekilde takdir edebildik mi? Gereği gibi O'nu tazim edebildik mi? Yarattıkları ve kulları olarak bizlerin üzerindeki hakkını yerine getirdik mi? Muaz b. Cebel radıyallahu anh şöyle der: "Ben Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in "ufeyr" denilen hayvanının arkasına binmiştim. Bana "Ey Muaz! Allah'ın kulları üzerindeki hakkı ve kulların Allah'ın üzerindeki hakkı nedir bilir misin?" "Allah ve Rasulü daha iyi bilir" dedim. Şöyle buyurdu: "Allah'ın kulları üzerindeki hakkı hiç bir şeyi ortak koşmayarak O'na ibadet etmeleridir. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayana azap etmemesidir." Muttefekun aleyh.

Ey müslümanlar! Zulmün en kötüsü ve günahların en büyüğü Allah'a şirk koşmaktır. Sadece O'nun hakkı olan şeyleri başkasına sarfetmek ve başkasına yönelmektir. (Kim Allah'a ortak koşarsa, hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır. Onun varacağı yer ise ateştir. Zulmedenlerin de hiçbir yardımcıları yoktur.) Ve şöyle buyurur: (Pisliğin ta kendisi olan putlardan uzak durun ve yalan söyle­mekten de kaçının. Kendisine şirk koşmaksızın yalnız Allah'a yönelenler (olun). Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, rüzgar onu uzak bir yere sürüklemiş gibidir.)

Allah'ın kulları! Şirkten ve şirke yolaçan nedenlerden sakının. Bilin ki tanımak, ondan kurtulmanın yoludur. Huzeyfe ibnu'l Yeman radıyallahu anh şöyle der: "İnsanlar, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e hayırdan soruyorlardı. Ben ise bana ulaşmasından korktuğum için şerden sorardım." Müttefeku'n aleyh.

Ey müslümanlar! İlim yönünden zayıf olan ve peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem'in şeriatına çok az bakan ve muttali olan bazı müslümanların içerisine düştükleri üzüntü verici durumlardan biri de, tevhidin aslına veya kemaline ters düşen durumlara düşmeleridir. Bu durum, Allah'a ibadet ve tâat tevhidiyle alakalı bir takım konulara ve hükümlere dikkat çekmeyi ve uyarıda bulunmayı gerektiriyor. Kur'an'ın parlayan delilleri ve sünnetin kesin hüccetleri susayanın susuzluğunu giderecek ve sıkıntıda olana yardım edecek, şaşıranı doğru yola iletecek ve Rahman'ın dostlarını şeytanın dostlarına üstün kılacak şekilde açık bir beyan ile gelmiştir. (Onlar sana bir örnek getirdikleri her seferinde muhakkak ki sana hakkı ve daha güzel bir açıklama getirmişizdir.)

Ey müslümanlar! Tevhidi gerçekleştirmenin bir şartı da, çirkin anlamı kastedilmemiş olsa bile Allah'a şirk ifade eden sözleri söylemekten kaçınmaktır. Allah'dan başkası adına yemin etmek küçük şirktir. Allah'dan başkası adına yemin eden tehlikeli bir günah işlemiştir. Yemin eden, üzerine yemin ettiğinin Allah gibi tazime layık olduğuna inanırsa bu büyük şirk olur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Allah'dan başkası adına yemin eden şüphesiz kafir olmuştur ya da şirk koşmuştur." Bunu, İmam Ahmed rivayet eder. Ve şöyle buyurur: "Ne babalarınız, ne anneleriniz ne de (şirk koşulan) ortaklar adına yemin edin. Ancak Allah adına yemin edin. Ve ancak doğru söylediğinizde Allah adına yemin edin." Bunu Ebu Davud rivayet eder.

Nebi üzerine, veli veya cin üzerine, Kâbe, şeref ve hayat üzerine yemin etmek caiz değildir. Ancak Allah adına, O'nun isimleri ve sıfatları üzerine yemin etmek caizdir. Kim Allah'dan başkası üzerine yemin ederse tevbe etmesi ve bunu bir daha yapmaması vacip olur. Nesai, Sa'd ibni Ebi Vakkâs radıyallahu anh'tan şunu rivayet eder: "Bazı konuları konuşuyorduk. Ben, cahiliyyeden yeni dönmüştüm. Lât ve Uzza adına yemin ettim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sahabileri bana şöyle dedi: "Ne kötü söz söyledin. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e git ve O'na bunu haber ver. Çünkü biz senin kafir olduğunu görüyoruz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gittim ve durumu haber verdim. Bana şöyle dedi: "Üç kez, "Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike lehu / Allah'dan başka ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur" de. Üç kere şeytan'dan Allah'a sığın. Sol tarafına üç kez tükür ve bir daha yapma."

Ey müslümanlar! Yaratıcı ile yaratılanı eşit kılan "Allah ve sen dilersen", "Benim için Allah'dan ve senden başkası yok", "Allah'a ve sana güvendim" ve benzeri anlamlardaki cümleler gibi çirkin şirk lafızlarını ve nehyedilmiş sözleri söylemekten sakının. İmam Ahmed'in Müsnedi'nde bir adamın Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e şöyle dediği rivayet edilir: "Allah ve sen dilersen" Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Beni Allah'a ortak mı koştun? Bilakis "sadece Allah dilerse" de."

Allah'ın kulları! Allah'a güzel isimleri ve yüce sıfatları ile yönelin. İhtiyaçlarınızı, zayıflığınızı ve Allah celle ve alâ'ya olan ihtiyacınızı dile getirerek Allah'a yönelin. Salih amel ile O'na yönelin. Tevhide şirkin bulaşmasını önlemenin en önemli yollarından biri de Allah'a meşru tevessüllerle yönelmektir. Mülkün ve yıldızların Rabbi Allah'a şirk koşmaya neden olan bid'at lafızlardan ve tevessüllerden sakının. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in makamı ile, hürmeti, bereketi ve hakkı ile tevessül etmek vaya evliyaların hakkı ve benzeri yasaklanmış tevessül şekilleriyle, meşru olmayan dualarla tevessül etmek gibi...

Ey müslümanlar! Bazı değersiz kimselerin ve avamdan bir takım insanların yaptığı gibi nazarlık ve muska takmaktan sakının. Bu gibi kimseler, halkalar ve ipler, deniz kabukları takınırlar. Tılsımlar ve kemikler takınır, yanlarında kurt dişleri ve hayvan derileri taşırlar. Bunları boyunlarına, bineklerine ve kapılarına asarlar. Kötülükleri ve felaketleri uzaklaştırdığına, sıkıntıları ve belaları ortadan kaldırdığına, nazar edenlerin nazarını ve haset edenlerin hasedini engellediğine inanırlar. Bütün bunlar kişiyi helaka düşüren ve mahveden şirklerdendir. Çünkü kendisine sığınılması gereken, isteklerin kendisine yöneltilmesi gereken sadece ve sadece Allah celle ve alâ'dır. (Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa yine O'ndan başka onu giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dokundurursa; işte O, her şeye gücü yetendir. Kullarının üzerinde kâhir olandır O. O, hikmeti sonsuz olandır, herşeyden haberdardır.)

Ey müslümanlar! Bu hurafeler ve inanışlar hiçbir zaman felaketlerden korumaz. Hastalıklara ve belalara karşı muhafaza etmez. Bu düşünce ve inançların atılıp terkedilmesi, bunlarla ilişkinin tamamen kesilmesi gerekir. Imran b. Husayn radıyallahu anh'tan şu rivayet edilir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir adamın pazusunda sarı bir halka görür. "Bu nedir?" der. "Zayıflık nedeniyle (taktım)" der. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "O ancak senin zayıflığını artırır. Onu at! Çünkü üzerinde o varken ölsen ebedi olarak kurtuluşa eremezsin." Bunu İmam Ahmed rivayet eder. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Bir temime (muska vb.) asanın Allah (işini) tamamlamasın." Bu hadisi İmam Ahmed rivayet eder. Yine İmam Ahmed'in rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem"e bir grup biat etmek üzere gelir. Dokuzundan ile biat alır ve birini terkeder. "Ya Rasulallah! Dokuzundan biat aldın ve bunu terkettin?" derler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Üzerinde temime (muska) var" der. O kişi elini sokar ve temimeyi koparır ve biat eder. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kim temime (muska, nazarlık vb.) takarsa şirk koşmuştur." Huzeyfe ibnu'l Yeman radıyallahu anh'tan şu rivayet edilir: Bir adamın elinde okunmuş bir ip görür. Onu kopararak şöyle der: "Bu üzerindeyken ölseydin senin cenaze namazını kılmazdım. Sonra şu ayeti okur: (Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler.)

Ey müslümanlar! Sihir yapanlara, kahinlere ve insanların gözlerini boyayan büyücülere, falcılara, bakıcılara ve müneccimlere, burçlardan haber verenlere, el ve fincan falına bakanlara ve medyumlara gitmekten sakının. Onlar, gaybı (bilinmeyeni) bildiklerini, kalplerden geçeni bildiklerini iddia ederler. Onlar sahtekar ve yalancıdırlar. İnsanları aldatarak kandırırlar. Bir takım çizgiler çizer, anlaşılmaz sözler söylerler. Saçmasapan düşüncelere ve hurafelere sahiptirler. Cinlerden yardım isterler. Bir takım harfler, rakamlar ve işaretler taşıyan yazılar yazarlar. Hatta kendilerine gelenlerden rengini ve vasıflarını bildirdikleri bir takım hayvanları kesmelerini isterler. Kanlarını vücutlara, duvarlara ve kapı eşiklerine sürerler. Bu şekilde cine yönelir ve şeytana ibadet ederler. Rahman'a şirk koşarlar. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Allah'tan başkası için kurban kesene Allah lanet etsin!" Bu hadisi, Müslim rivayet eder. Onların hilelerinden biri de kendilerine gelenlere gömülmesi için veya yakılması için bazı eşyalar vermeleridir.

Allah'ın kulları! Böylelerine gitmekten ve onlara soru sormaktan sakının. es-Sâdık el-Masdûk olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kim bir arrâfa (gaybı bildiğini iddia edene) gider ona bir şey sorarsa kırk gece (gün) namazı kabul olunmaz." Bunu, Müslim rivayet eder. Ve şöyle buyurur: "Kâhine veya arrâfa giden ve onun söylediğini tasdik eden Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e indirileni inkar etmiştir." Bunu, İmam Ahmed rivayet eder. Imran b. Husayn radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Uğur yapan ve uğur yaptıran, kehanet yapan ve kehanet yaptıran, sihir yapan ve sihir yaptıran bizden değildir." Bu hadisi Bezzâr rivayet eder.

Ey müslümanlar! Tevhidin saflığını bulanıklıktan koruyun. Şirkin pisliklerine karşı dikkatli olun. Bilin ki; bir ağaçla, bir kabirle veya taşla, bir yerle, bir mağarayla, bir pınarla veya bir eserle teberrük etmek (ondan bereket ve fayda ummak) caiz değildir. Ebu Vâkid el-Heysemi radıyallahu anh'tan şu rivayet edilir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte Mekke'den Huneyn'e doğru yola çıkarlar. Kafirlerin kutsal saydıkları ve teberrüken silahlarını astıkları, "Zâtu Envât" denilen bir ağaçları vardır. Büyük yeşil bir ağacın yanından geçerlerken "Ey Allah'ın Rasulü! Onların bir zâtu envâtı olduğu gibi bize de bir zâtu envât tayin et" derler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Nefsim elinde olan (Allah)a yemin olsun ki, İsrailoğullarının Musa'ya "Onların ilahları gibi bize de bir ilah tayin et" dedikleri gibi dediniz. O şöyle dedi: "Siz cahillik yapan bir kavimsiniz." Şüphesiz bunlar bir yoldur ve sizler sizden öncekilerin yollarından birer birer geçeceksiniz." Bunu, İmam Ahmed rivayet eder.

Ey müslümanlar! Bilin ki; Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in kabri ile, eşyaları, elbiseleri ve ibadet ettiği yerlerle de teberrük etmek caiz değildir. Mescidlerin duvarları, toprakları veya kapıları ile öperek veya el sürerek teberrük etmek caiz değildir. Bu mescid Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi dahi olsa bile... Haceru'l Esved'i öpmek ve Ruknu'l Yemâni ile Haceru'l Esved'e el sürmek ise meşrudur. İbni Ömer şöyle der: "Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in Yemen tarafındaki iki köşe (Ruknu'l Yemani ve Haceru'l Esved) dışında Kâbe'nin hiçbir yerine el sürdüğünü görmedim." Muttefekun aleyh. Yine de bunula teberrük kasdedilmez. Sadece ibadet ve Rasulullah'a uyma kasdedilir. Ömer radıyallahu anh şöyle der: "Allah'a yemin olsun ki ben seni öpüyorum ve senin bir taş olduğunu, zarar ve fayda vermediğini biliyorum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in seni öptüğünü görmeseydim seni öpmezdim." Bunu, Müslim rivayet eder. Genel olarak Allah'ın Kitabı'ndan veya Rasulü'nün sünnetinden kendisiyle teberrük etmenin caiz olduğuna dair hiçbir delil olmadan bir şeyle teberrük etmek caiz değildir.

Ey müslümanlar! İnsanı mahveden ve helak eden şirkin bir çeşidi de ölülerden yardım dilemek, onlara dua edip yalvarmak; ihtiyaçların giderilmesini, dertlerin ve sıkıntıların ortadan kaldırılmasını onlardan istemek; adak ve kurban ile, kabirlerin etrafında tavaf ederek; eşiklerini, duvarlarını ve örtülerini öperek, yanlarında itikafa girerek onlara yönelmek; onlar için muhafızlar ve hizmetçiler tahsis etmek ve benzeri putlara tapanların ve şeytanın dostlarının amellerinden olan davranışlardır. Bunlar, amelleri boşa çıkaran büyük şirktir. Allah'ın Kitabı'na ve insanların efendisi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetine terstir. Allah celle ve alâ şöyle buyurur: (Allah'dan başka kendisine Kıyamet'e kadar (dua etse bile) cevap veremeyecek olan ve kendilerine yaptıkları duadan habersiz olan kimselere dua eden kişiden daha sapık kim olabilir? İnsanlar (mahşerde) bir araya toplatıldıklarında onlar, kendilerine düşman kesilir ve onların ibadetlerini inkar ederler.) Ve şöyle buyurur: (İşte bunları yaratan Rabbiniz Allah'dır. Mülk yalnız O'nundur. O'ndan gayrı çağırdıklarınız ise, bir hurma çekirdeğinin zarına bile malik değildirler. Onlara dua etseniz dualarınızı işitmezler. İşitseler dahi isteğinizi yerine getiremezler. Üstelik onlar, Kıyamet günü ortak koşmanızı inkar da edeceklerdir. Her şeyden haberdar olan (Allah) gibi kimse sana haber veremez.)

Ey müslümanlar! Peygamberlerin ve salihlerin kabirlerini mescid edinerek üzerlerine kubbeler yapmak, süslemek ve üzerlerine örtü örtmek büyük günahlardan ve şirke götüren vasıtalardandır. Sonuçta bu kabirler, Allah'ın dışında kendisine ibadet edilen putlar haline gelir.

Buhari'de Aişe ve Abdullah b. Abbas'tan -radıyallahu anhum- şöyle dedikleri rivayet edilir: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e ölüm gelince bir elbisesini yüzüne kapatır. Nefes alması zorlaşınca yüzünü açar. Bu haldeyken şöyle der: "Allah, yahudilere ve hristiyanlara lanet etsin. Peygamberlerinin mezarlarını mescid edindiler." Onların yaptıklarına karşı uyarıyordu. Ve şöyle buyurur: İnsanların en şerlileri Kıyamet koptuğunda yaşayanlar ve kabirleri mescid edinenlerdir." Bunu, İmam Ahmed rivayet eder.

Ey müslümanlar! Kabirler üzerine bina yapmak ve boyayıp süslemek, üzerlerine yazı yazmak meşru olmayan bir iştir. Dinimizce reddedilmiş ve yasaklanmıştır. Cabir radıyallahu anh şöyle der: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kabirlerin kireçlenmesini (boyanmasını), kabirlerin üzerine oturulmasını ve üzerlerine bina yapılmasını yasakladı." Tirmizi ve diğerleri sahih bir senetle "Üzerine yazı yazılmasını" ilave eder. Sahih-i Müslim'de Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh'ın Ebi'l Heyyâc el-Esedi'ye şöyle dediği rivayet edilir: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in beni gönderdiğine; hiç bir sûret bırakmadan silmeye ve hiç bir yüksek mezar bırakmadan düzeltmeye ben de seni göndereyim mi?"

Bir peygamberin veya velinin kabrinin yanında Allah'a ibadet etmek şirke yolaçan etkenlerden biridir. Üzerine mescid yapılmasa bile kabirleri mescid edinmektir. Bu nedenle ne kabirlerin yanında dua etmek ne de Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in kabrinin yanında dua etmek caiz değildir. Çünkü bu yerler duaların kabul edildiği yerler değildir. Ebu Ya'lâ ve Muhtâra'da Hafız ed-Dıyâ şunu rivayet ederler: Ali ibnu'l Hüseyn bir adamın Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in kabrinin yanında bulunan bir boşluğa gelip içine girdiğini ve orada dua ettiğini görür. Onu bundan meneder ve şöyle der: "Babamdan duyduğum, onunda dedemden duyduğu, onun da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den duyduğu bir hadisi haber vereyim mi? Şöyle buyurur: "Kabrimi bayram yeri edinmeyin. Evlerinizi de kabirlere çevirmeyin. Bana salavât getirin. Çünkü nerede olursanız olun selamınız bana ulaşır."

Allah beni ve sizleri hidayete ermiş doğru yolu gösterenlerden ve rasullerin efendisinin sünnetine tâbi olanlardan eylesin. Bu işittiklerinizi söyler, Allah'dan kendim ve sizler için mağfiret dilerim...

İhsanı için Allah'a hamdolsun. Başarılı kılması ve nimetlendirmesi nedeniyle O'na şükürler olsun. Allah'dan başka ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur, şânı yücedir. Şehadet ederim ki; Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Allah'ın rızasına davet edendir. Allah; O'na, ailesine,ashabına ve din kardeşlerine salât ve çokça selam eylesin.

Bundan sonra; Allah'tan hakkıyla korkun ve gizli ve aşikar hallerinizde O'nu gözetin.

(Ey iman edenler! Allah'tan hakkıyla korkun ve doğrularla beraber olun.)

Ey müslümanlar! Şeriatını kulları üzerinde uygulamak da Allah'ı tazim etmedir. Allah'ın şeriatına boyun eğmek ve hükmüne teslim olmak; şeriata ters düşen sosyalizm, komünizm, laiklik, ırkçılık ve benzeri yıkıcı fikirler ve düşüncelere karşı savaşmak müslümanların, imamlarının ve yöneticilerinin üzerine vaciptir.

Hükmünde Allah'a şirk koşmak, ibadetinde Allah'a şirk koşmak gibidir. Allah'ın ve Rasulü'nün hükmünün en doğru hüküm olduğunu inkar eden, Allah'dan başkasının hükmünün Allah'ın ve Rasulü'nün hükmünden daha güzel olduğuna inanan veya onunla aynı olduğuna inanan ya da Allah'ın ve Rasulü'nün hükmüne ters düşen bir hükmün uygulanabilir olduğuna inanan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e indirileni inkar etmiştir ve İslam dininden çıkmıştır. Allah celle ve alâ şöyle buyurur: (Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükümden dolayı içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.) Ve şöyle buyurur: (Sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara iman ettiklerini iddia edenleri görmez misin? Kendisini inkar etmekle emrolundukları halde Tâğut'un hükmüne başvurmak istiyorlar. Şeytan da onları (hidayetten ayırıp) uzak bir sapıklıkla büsbütün saptırmak ister.)

Ey müslümanlar! Günleri ve ayları uğursuz saymak, uğurlu ve uğursuz sayılan şeylere göre hareket etmek, İslam şeriatının iptal ettiği cahiliyye adetlerindendir. Bir şeyi uğursuz saymak kaderi değiştirmez. Safer ayı da zarar veya fayda getirmez. Sahih-i Buhari'de Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Advâ (hastalığın kendi kendine bulaşması), uğursuzluk, hâmme(ölünün kemiklerinin kuşa dönüşmesi) ve Safer (ayının haram aylardan olması) yoktur."

Allah'dan korkun ey Allah'ın kulları! Kalplerinizi Mâlik'inize (Allah'a) bağlayın ve hurafelerin her çeşidiyle savaşın.

İnsanların en hayırlısına salât ve selam eyleyin.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât ve çokça selam eyleyin)

Şeyh Salâh el-Budeyr

03.02.1422 hicri
avatar
dareyn
ilim ehli

Mesaj Sayısı : 482
Yaş : 44
Nerden : Dünya

Kullanıcı profilini gör http://my.opera.com/muhacir/blog/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz